Anasayfa    Özgeçmiş    Yazılar    Fotoğraflar    Yorumlar    Duyurular    İletişim      

KOMŞUMUZ ERMENİSTAN

   KOMŞUMUZ ERMENİSTAN



DOST OLAMADIĞIMIZ KOMŞUMUZ ERMENİSTAN
Ayakizleri grubunun Ermenistan gezisini duyunca hemen adımı listeye yazdırdım. Zira yeşil pasaportu olanların vize almalarının çok zor olduğunu duymuştum. Nitekim geçmişte tek başıma gitmek için o zaman ki Çekoslavakya’dan vize alamazken seyahat acentası ile gidince problemsiz olarak vizemi almıştım.
ERİVAN CUMHURİYET MEYDANI

>
GENİŞ AĞAÇLI YOLLAR

Bu sefer de neredeyse 6 ay öncesinden pasaport fotokopilerini Tamzara tura yolladık ve vizemizi aldığımız söylendi. Ancak yeşil pasaportlular için hayat o kadar kolay değil. Uçaktan inip Erivan gümrüğüne geldiğimizde memurlar ne yapacaklarını bilemediler. Bütün grup vizelerini kapıdan alıp rahatça geçtiği halde biz yeşil pasaportlu 6 kişi epey bir bekledikten sonra ülkeye kabul edildik.
CUMHURİYET MEYDANI

ARKEOLOJİ MÜZESİ

Ermenistan 40 bin m2 yüzölçümü ve 3.5 milyon nüfusu olan küçük bir ülke. Bu nüfusun yarısına yakını başşehir Erivan’da yaşıyor. 1915 yılında Osmanlı topraklarında ki Ermenilerin yarısı tehcire ( ya da katliama) uğruyor ve kalanlar ise dünyanın çeşitli ülkelerine dağılıyorlar. Büyük bir kısmı Suriye’ye kaçıyor. Diğer bir bölüm de o zamanlar küçük bir şehir olan Erivan ve çevresine yerleşiyorlar. Dünyanın çeşitli bölgelerinde en fazla Rusya’da olmak üzere 15 milyona yakın Ermeni var.
CAFESJİAN MODERN SANAT MÜZESİ

CAFESJİAN MODERN SANAT MÜZESİNDEN ŞEHRE BAKIŞ

MODERN SANAT MÜZESİ BAHÇESİ SİGARA İÇEN KADIN


Yıllık geliri 3500 dolar olan ve pek çok Ermeni vatandaşı Türkiye’de çalıştığı için Ermenistan’a gittiğimi duyan herkesin bana çok mu fakirler diye sorması beni şaşırttı. Zira Erivan şehri inanılmaz güzel. Cumhuriyet Meydanı ve etrafındaki binalar ve ortadaki havuzla değme Avrupa şehirleri taş çıkartan bir görüntüye sahipti. Havuzda özel günlerde gece ışıklı gösteriler meydanda ise konserler oluyormuş ama maalesef biz denk gelmedik. Şehir ortasında kafeler ve havuzlar olan iki yanı büyük ağaçlarlar kaplı caddeler, meydanlarda çok güzel heykeller, bir tarafta geleneksel ürünlerin satıldığı halk pazarı karşı tarafta ise caddenin altına yapılan dükkanlarla dolu üste şık mağazaların ve kafelerin bulunduğu bir cadde.. Kaldığımız otel şehrin ortasında büyük bir parka bakan çok katlı şık bir bina idi.
OTELİMİZİN ÖNÜNDE ŞEHRİN ORTASINDAKİ BÜYÜK PARK



ERİVAN -BİR AVRUPA ŞEHRİ GİBİ

Şehrin meydanındaki arkeoloji müzesi ezilmeye değer . Ayrıca 1.2 milyon kadar nüfusu olan şehirde 10’dan fazla müze var. Biz bunlardan ancak çok azını görebildik. Ben Arkeoloji müzesi, Soykırım Müzesi ve Cafesjian sanat müzesini gezdim. Bir grup arkadaş da sanat müzesi yerine Antik El yazmaları müzesine gitti.

SOYKIRIM MÜZESİ

SOYKIRIM MÜZESİ DEVAMLI YANAN ATEŞTE SAYGI DURUŞU


Özellikle Soykırım Müzesi beni çok etkiledi. Örneğin 1909 yılında Adana’da 30 bin Ermeni’nin öldürüldüğünü öğrenmek ve müzedeki kesik dört başın yanında gururla poz veren 3 askerin fotoğrafı savaşın insanları ne kadar duyarsız kıldığının iç paralayıcı bir temsili idi. O tarihte Adana’da 50 bin Ermeni yaşıyormuş. Her ne kadar bizdeki kaynaklar karşılıklı çatışmalar olduğunu ve ancak 1500 kadar Ermeni’nin öldüğünü yazıyorsa da ben devletin her zaman daha güçlü olduğunu ve zorbalığın sorumlusunun devlet olduğunu düşünürüm.
SOYKIRIM MÜZESİ KESTİKLERİ KAFALARLA ÖĞÜNEN ASKERLERİN CANIMI YAKAN GÖRÜNTÜSÜ


1980 darbesinden sonra Kürtlere yapılanlar hatta şimdi yüzlerce HDP’lilinin cezaevlerinde olması ,kayyumlarla seçilmiş belediye başkanlarının görevlerinden alınması da bu sebepten bana göre devletin yaptığı çok büyük bir haksızlıktır.
RESSAMLAR SOKAKTA

PAZARDA AHŞAP OYMALAR

İSKELETLER


Ermenistan’ın geliri ihraç ettiği konyak , bakır, altın , molibden ,şarap ,bazalt ,balık ,taze meyve ve elmasın yanında özellikle Rusya’nın ve diğer Ermenilerin desteklerinden oluşmaktadır.

KÖŞEYİ DÖNÜNCE KARŞINIZA ÇIKAN ÖRÜMCEK

CADDEDEKİ SATRANÇ TAŞLARI

Sanat konusundaki gelişmişlikleri hem müzelerinin çokluğu hem binaların güzelliği hem de sokaklardaki heykellerden de anlaşılmaktadır. Ayrıca meydana çok yakın bir mekandaki geleneksel ürünler pazarında el işlemeleri, ahşap oymalar, seramikler, resimler ve duduk çalan sanatçılar da bu halkın sanatla bağını çok güzel gösteriyordu.
Sabahtan şehri ve müzeleri gezip düğün fotoğrafları çekilen Targmanchats kilesesinin kalıntılarını da gördükten sonra Ararat dağını gören bir mekanda güzel bir yemek yedik.
TARGMANCHATS KİLİSESİ


ARARAT DAĞI

Ararat yani Ağrı dağı Ermenilere göre pek çok hikayesi olan kutsal bir dağ. Nuh’un gemisinin buraya indiğine inanılıyor. Bize göre dağ ama Ararat farklı, Ağrı farklı. Levon Ananyan'ın dediği gibi, "Bizim için Ararat'ın anlamını bilseydiniz, kamyonlarla onu buraya taşırdınız! Sizin için bir dağ orası, bizim için kökümüz!"
Halil İbrahim Ünal, Kültür Üniversitesi 3. sınıf öğrencisi. Ece Temelkuran'ın Ağrı'nın Derinliği kitabını okuduktan sonra belgeselinin konusunu buldu. “ Bir Dağ Hikayesi, Ararat Ağrı DEĞİL” ..
Ünal, "Aslında bu taraftan da, o taraftan da görünen tek şey hüzün. Üç milyon nüfuslu Ermenistan'da insanların gözünde daimi bir hüzün var. Bir acının gölgesi her an her yerde karşınıza çıkıyor. Türkiyeli olduğunuzu öğrenen Ermeniler, ilk şaşkınlığı attıktan sonra, sonu mutlaka dostlukla biten ama 1915'e bir şekilde değen iyi niyet cümleleri kuruyorlar. Ama bu, kindar, kızgın, içe kapalı, milliyetçi bir hesap sorma değil. Geçmişin bilinmesini, acılarının tanınmasını istiyorlar. Belki onları acı birleştirdi ama şimdi geleceğe bakmaya çalışıyorlar. Türkiye ve Ermenistan arasındaki en görünür engel kapalı sınır. Ama Ararat, o sınıra inat iki tarafı da kendi gölgesinin altında birleştiriyor. “
ECMİATSİN KATEDRALİ

KATEDRALDE VAFTİZ TÖRENİ

Öğleden sonra 608 yılında inşa edilmiş olan Ecmiazdin Katedrali’ne gidiyoruz. Katedral tadilatta olduğu içini gezmiyoruz. Bu mekanın çok ilginç bir hikayesi var. M.S.300’lü yıllarda Roma imparatoru Diocletianus’un şiddetinden kaçan bir grup dindar kadın Kapadokya’ya sığınır. Kadınlardan Hrispini’ye oradaki imparator aşık olur ama kadın onu istemeyince oradan da kaçıp buradaki kiliseyi inşaya başlarlar ve bu kez Ermeni kral 3.Tridat da Hrisipini’ye aşık olur. Elde edemeyince hepsini öldürür bir tek Nino sağ kalır ve o azize de komşu ülke Gürcistan’a kaçıp oraya Hıristiyanlığı yayar.

GARNİ TAPINAĞI VE GEGHARD MANASTIRI

GARNİ TAPINAĞI

Ertesi gün , Garni Tapınağına gidiyoruz. Etrafta çeşitli dükkanların olduğu yoldan geçip M:Ö 3yy da yapılmış , Ermenilerin bir dönemler dini inançları olan Manicilik ve Zerdüştlük bünyesinde “güneş tanrısı” “mihr”e adanmış bir mekan. Yan tarafta inanlımaz bir vadi var ve kalabalık turist grupları.
KAYALARA OYULU GEGHARD MANASTIRI



Ermenilerin ‘Beş Dağavar’ dedikleri beş büyük bayram, Dzınunt, Zadig, Vartavar, Asdvadzadzin ve Haç’ın yanı sıra pek çok diğer yortunun temelinde de pagan gelenek ve göreneklerin yer alıyor . HDP milletvekili Garo Paylan Vartavar bayramı için şöyle diyor. “Nuh tufanından sonra yağan bereket yağmuruyla hayatın yeniden başlamasını kutlarken birbirimizi ıslatıyoruz :)Bu eğlenceli bayramı bir zamanlar bütün Anadolu şehirlerinde böyle kutluyorduk.Şimdi yalnızca Ermenistan’da...”
GEGHARD MANASTIRINDAKİ SÜRPRİZ KONSER /i>

Buradan bir kayanın içine yontulmuş 10.yy da inşa edilmiş Geghard Manastırına gidiyoruz. Burada bizi bir sürpriz bekliyor. Çok güzel akustiği olan bu manastırda dini giysiler içinde dört kişilik bir ekip manastırı gezenlere şarkılar söylediler .
ŞIK BİR KADIN



Manastıra yakın derin bir vadinin kenarındaki bir lokantada yemek yedikten sonra Erivan da serbest zaman verildi. Ben de ara sokaklarda kaybolarak dolaştım. Ve şehre ve insanlarına biraz daha hayran kaldım. Herkes çok temiz ve şıktı. Kaldırımlara konan oturma yerleri çok şıktı ve her köşede bir heykel ya da şık bir bina görüyordunuz.

SOKAKTAKİ BANKLAR BİLE SANAT ESERİ

Akşam turistik Opera binasına yakın bir lokantada yemeğe gittik. Yemekler ve servis çok kötüydü. Ancak onların flüt,kanun ,davul zurna ile yaptıkları otantik müziği ile bizim müzik ile hemen hemen aynıydı. Etnik kıyafetleri de bizimkilerle hemen hemen aynıydı. Kültürümüzün ne kadar ortak olduğunu çok güzel anladık. Rehberimiz ile birlikte müzikle diğer turistler gittikten sonra da oynadık.
YEMEKTEKİ MÜZİK GRUBU


SEVAN GÖLÜ

Rehberimiz Lusin genç, güzel ve çok iyi Türkçe konuşan Ermenistan üniversitesi Türkoloji bölümünde öğretim görevlisi idi. Hemşin’e gelip araştırma yaptığı ve o bölgedeki insanların eskiden Ermeni olup sonradan Türkleştiklerini savunduğu için sosyal medyada linç edilmiş. Ancak iktidar partisinden onu taciz eden bir adamın annesi Lusin’i haklı bulur ve savunur. Hemşindeki Elevit, Palovit gibi yayla isimleri Ermeniceymiş.
SEVAN GÖLÜ

Ertesi gün Gürcistan’a gitmek üzere yola çıktık. Yolda Kafkasya’nın en büyük tatlı su gölü olan Sevan gölüne vardık. 1900 metre yükseklikte olan gölün alanı 940km2 ve kıyılarından çıkan özel taşlardan hediyelik eşyalar yapılıyor. Gölün kenarındaki tepede bir manastır vardı. Geziden bir grup manastıra çıkarken ben diğer grupla göle girip serinledim.
DİLİJAN KASABASI

HRANT DİNK ORMANI LEVHASI ÖNÜNDE

Daha sonra etrafta satılan haşlanmış, mısır, kurabiye ve hatıra eşyalar satan mekanlara takılıp Gürcistan sınırına doğru yola çıktık.
Sınıra yakın Dilijan diye bir dağ kasabasına vardık. Muhteşem ahşap binalar olan kasabayı gezdik. Tepeden aşağıya inince Hrant Dink ormanın yönünü gösteren kocaman bir tabela ile karşılaştık. Tabi hemen önünde fotoğraf çekildik. Bu arada oradaki dükkan sahibi bize bir torba erik hediye etti.
Akşamüstü Gürcistan sınırına geldik. Gümrükten geçtikten sonra uzun bir ara bölgede bavullarımızı taşımak zorunda kaldık. Bereket ben az bir eşya ile ve hafif bir bavulla gittiğim için pek problem olmadı. Ama bazı büyük bavullular zorlandılar.
10.ağustos 2019



Fotoğraflar


[Fotoğrafı büyültmek için üzerine tıklayın.

389


YORUMLAR

Bu yazı için henüz yorum yazılmamıştır.




© Ekim 2015, NergizOvacik.com