Anasayfa    Özgeçmiş    Yazılar    Fotoğraflar    Yorumlar    Duyurular    İletişim      

BASEL VE ALSACE

   BASEL VE ALSACE



BASEL-ALSACE
Meşhur Fransız şarap üzümlerinin yetiştirildiği Alsace bölgesi inanılmaz güzellikteki kasabalarıyla da görülmeye değer bir bölge. Budapeşte’den sonra bizim de rotamız kızımın iş yerin Basel’e yakın bu bölge.

Budapeşte’den uçakla Zürih’e oradan trenle Basel gece geç vakit vardık. Basel de şehir içi trafik esas olarak tramvayla yapılıyor. Tramvaylar çok gürültü çıkarıyor ve sabaha kadar çalışıyor. Meriç’in evi de tramvay yolunun geçtiği sokakta.

Sabah Basel havaalanına kiraladığımız arabayı almaya gidiyoruz. Bu havaalanının Fransa, Almanya ve İsviçre kısımları var. Yani 3 ülkeyle sınırı var. Bizim kiraladığımız araba daha ucuz olan Fransa tarafındaymış. Alsace Fransa’nın kuzeyinde şarap bağlarının yetiştirildiği geniş bir alanı kapsıyor.

Tipik mimarisi, süslü evleri ve dükkanları ile turistlerin gözde mekanı. Colmar şehrini geçtikten sonra Alsace bölgesine giriyorsun. Küçük küçük yerleşim yerleri şarap üreticileri yaşıyor. Şarap yolu diye bir yolu izlerseniz ara yollardan değişik Alsace kasabalarını bağların arasından geçerek geziyorsunuz. Biz önce Kayzerberg kasabasını keyifle gezdik. Öğlen yemeği için pide türü oraya özel bir yemek yedik.

Tipik Bir ev

İkince gittiğimiz kasabanın adı Riquewihr ‘di. O da birincisinin mimarisi gibi evlerden oluşan keyifli bir yerdi. Oradan kendime küçük bir şarap kadehi almayı ihmal etmedim. Şarap yolunu takip ederek ara yollardan Basel’e geri döndük.


BİZEGÖRE KÜÇÜK İSVİÇRE’YE GÖRE BÜYÜK ŞEHİR: BASEL

Basel İsviçre’nin 200 bin nüfuslu üçüncü büyük şehri. İsviçre Avrupa birliğinde olmasa da şengen vizesini kabul ediyor. Çok fazla göçmen alan bu şehirde Almanya, İtalya ve Türkiye’den gelenler çoğunlukta.
Dört resmi dil dışında (Almanca, Fransızca, İtalyanca, Latince ) yoğunlukla İbranice, Türkçe ve Kürtçe konuşulan bir Avrupa şehri.
Basel Hükümet Konağı


Ertesi gün Meriç işe gidince ben de kendimi sokaklara attım. Meriç Avrupa’nın en yüksek binalarından biri olan 33 katlı Rosche binasında çalıştığı için öğlen yemeğine oraya gidecektim.


Basel turizm müdürlüğünün hazırladığı eski şehirde 30 dakika ile 90 dakika arsında değişen beş yürüyüş rotası var.

Bu rotalara Erasmus, Holbien gibi o bölgelerde yaşayan kişilerin adını vermişler. Öğlene Roche binasına yetişebilmek için Ren nehrinin iki yanından devam eden Holbien rotasıyla başladım. Ağaçlar arasındaki keyifli binalrın bulunduğu ara sokaklardan ,parklardan ve köprüden geçerek nehrin karşı kıyısındaki Roche binasına vardım. Öğlen yemeğini Basel’i tepeden seyrederek yedik.


Sonra Meriç işine döndü ben de rotaları tamamlamak üzere yollara düştüm.Bu şehirde hoş bir adet var. Gençler her türlü eşyalarını su geçirmeyen bir torbaya koyuyorlar ve kendilerini hızla akan nehre atıyor ve nehrin akıntısıyla yarı yüzerek, yarı sürüklenerek gidecekleri yere gidiyorlar. Tabi bu rota tek taraflı. Nehrin iki yanında lokantalar ,barlar ,parklar var. İş çıkışı insanlar oralarda takılıyor, nehre girip serinliyorlar. Biz de akşamüstü bir bara gittik .ben cin tonik istedim ama ya şarap ya da bira varmış. Nedense cin tonik adeti Türkiye’de de giderek yok oluyor.

Şehirde gezerken kaldırım kenarında durursanız gelen arabalar duruyor ve size yol veriyor. Ancak bisikletlere dikkat çok etmeniz gerekir. Bir kere gençlerin şehirde bir yerden bir yere gitme aracı bisiklet ve onlar arabalar gibi yayalarla ilgilenmiyorlar
Şehrin büyük ve iki güzel binası belediye ve manastır. Belediye binasının içi ve dışı rengarenk. Önünde ki meydanda küçük üreticiler pazarı açılıyor. Manastır binası ise Ren nehrini gören bir tepede. Onun da içi renkli desenlerle süslü .

Tinguely Çeşmesi
Merkezde her türlü mağaza var. Bir tane de meşhur ve pahalı olduğu söylenen döner kebap yapan türk lokantası var. Tinguely çeşmesi ise gerçekten çok ilginç. Burası eskiden orada bulunan tiyatronun sahnesi imiş. 1977 yılında asfalt zemnin üzerine suda oynayan ve birbirleriyle konuşanları temsil eden on adet demirden heykel birbirleriyle su aracılığyla irtibatlanıyor. İzlenmesi keyifli bir çeşme.
Baba ve Bebeği

Haritayı takip ederken bir köşede fishmarket yazıyordu. Balıkçı olunca merakım kabardı.ne tür balıklar var burada acaba diye merak ettim. Haritada gösterilen yere ittiğimde balık pazarına benzeyen bir yer göremeyince iki üç kişye sordum. Hepsi de beni köşedeki alışveriş merkezine yönlendirdi. Pes diyerek yoluma devam ettim. Ancak ertesi gün başka bir rotaya giderken bir apartmanın üzerinde fishmarket 20 yazısını görünce aklım başıma geldi. Bu balık pazarı değil bir sokağın adıydı.

Benim uçağım öğleden sonraydı. Ben sabah şehirde turlayıp öğlen gelip bavulumu alıp uçağa gidecektim. Meriç’in de o saatte toplantısı olduğu için Meriç’in ev anahtarının yedeğini yaptırmak için alt kattaki anahtarcıya gidince adam o anahtarın kopyalanamayacağını söyledi. Bizim bütün program altüst olmuştu. Şimdi ne yapacağız nasıl yaparız diye kapı önünde konuşurken anahtarcı siz Türkmüsünüz dedi. Ali bey uzun süredir Basel de yaşıyormuş. Biraz konuşunca Meriç’in anahtarını ali beye bırakabileceğimiz onun da akşam ondan alabileceği anlaşıldı ve bizim problem de çözülmüş oldu.



Fotoğraflar


[Fotoğrafı büyültmek için üzerine tıklayın.

92


YORUMLAR

Bu yazı için henüz yorum yazılmamıştır.




© Ekim 2015, NergizOvacik.com