YEMEN

   YEMEN



Arap Yarımadasının güneyinde yer alan Yemen son zamanlarda turistlerin dikkatini çekmeye başladı. Her ne kadar hala zaman zaman çöl bölgesinde turist kaçırmalar ya da öldürmeler olsa da tarih bakımında çok zengin olan bu ülke gezilmeye görülmeye değer.

Yemen’in baÅŸÅŸehri Sanaa’nın Nuh Peygamberin oÄŸlu Shem tarafından kurulduÄŸu efsanesi hala geçerlidir. MÖ 8 yy’dan MS 7 yy la kadar HabeÅŸistan ve Yemen ‘de hakim olan Saba kralığının Kuran ve Tevratta adı geçen, adına filmler yapılan, kitaplar yazılan Saba melikesi Belkıs’ın memleketi Yemen.

Ve tabi bizde de onlarca ÅŸarkı ve türkü yakılmış ve 1538 den 1918’ e kadar Osmanlı eyalati olan daÄŸlarında 300 000 askerimizin telef olduÄŸu Yemen..


Toprak rengi evleri,süslü pencereleri ve arabaları, kara çarşaflı kadınları, etek giyen erkekleri, gat, cembiye gibi kendine has özellikleriyle bir ortacağ büyüsü izlemini veren Yemen.

Gezimiz Saba krallığının baÅŸÅŸehri olan MaÄŸrib’le baÅŸlıyor. Yeni maÄŸrib güvenli olmadığı için orayı gezemiyoruz. Zaten bütün yemen gezisi boyunca polis eÅŸliÄŸinde seyahat ediyoruz. Eski maÄŸrib ‘deki Belkıs’ın Ay ve GüneÅŸ tanrıları adına yaptırdığı tapınakları geziyoruz. Belkıs’ın krallığı döneminde burada büyük bir baraj varmış ve nüfüs çok kalabalıkmış. Ancak daha sonra bu baraj kuruyor ve burada yaÅŸayanlar da çeÅŸitli yerlere dağılıyorlar.1986’da yeni barajın yapılmasıyla MaÄŸrib tekrar canlanıyor.

AkÅŸam kaldığımız MaÄŸrib Oteli devlete ait. Öğleden sonra bir odada erkekler toplanıyor. Ne oluyor derken anlıyoruz ki gat saati. Yemen deyince akla cembiye ve gat gelir. Kahvenin yemenden geldiÄŸi ise eski zamanlarda kalmıştır. Zira artık Yemen’de kahve aÄŸaçlarının yerine gat tarlaları almıştır. Hem daha uzun zaman yaÅŸadığı için hem de daha karlı olduÄŸu için. Gatı 18.yy da Sufiler kullanmaya baÅŸlıyor. Uyarıcı ve enerji verici deseler de esas olarak bir uyuÅŸturucu. Semerkantlı Nurettin gatın sıtmaya iyi geldiÄŸini yazıyor. Hava sıcaksa serin, serinse sıcak tutuyor. 1700-2200 m yükseklikte yetiÅŸtiÄŸi için HabeÅŸistan,Kenya ve Yemen’de yetiÅŸen gat Hollanda, İngiltere ve ABD’ye ihraç ediliyor. Yemenli erkeklerin yüzde doksanı kadınların yüzde yirmisi yanaklarının bir tarafı sarkmış olarak her gün gelirlerinin ortalama yüzde otuzunu verdikleri gatı çiÄŸniyorlar. Anladığım kadarıyla gat ilk çiÄŸnemede enerji verse de dört saat çiÄŸnendikten sonra insanda hoÅŸ bir uyuÅŸturucu etkisi yapıyor. Rehberimiz istanbul’u görebilirsin diyor. Ben dört saat ot tadındaki o bitkiyi çiÄŸneyemediÄŸim için İstanbul’u dönünce göremeye razı oluyorum.


Gatın Yemen’lileri uyuÅŸturması yanında çevreye de inanılmaz zararları var. Gatın satıldığı naylon torbalar Yemen’in her tarafını kaplamış durumda.
Ertesi sabah çok erken yola çıkıyoruz. GüneÅŸ yükseldiÄŸi zaman çöldeki çukurları görmek zorlaÅŸtığı için güneÅŸ yükselmeden çölü geçmeliyiz. GüneÅŸ doÄŸarken DoÄŸu Çölünün kenarındayız. Rahat gidebilmek için arabaların lastikleri indiriliyor.Sonra inanılmaz keyifli bir yolculuk baÅŸlıyor. Son sürat ucu bucağı görünmeyen çölde ilerliyoruz. Rehberimiz bir bedevi. Polisler nerede diye sorunca bir bedevi on polise bedeldir diyorlar. Bedevi ve oÄŸlunun klaÅŸinkovları var. Yemen’de hemen hemen herkes silahlı. Devlet engellemeye çalışıyor ama yüzyılın geleneklerini deÄŸiÅŸtirmek kolay deÄŸil. Bizim araba bir ara kuma saplanıyor. Hemen tepeye tırmanıp silah atılarak diÄŸer arabalardan yardım isteniyor. Çölün çıkışında bir lokantada yemek yiyoruz. Yemekler çok lezzetli. Tavuk ,pilav patetes ,kabak ve taze lavaÅŸ ekmeÄŸi. Yemenliler lavaÅŸ ekmeÄŸini kaşık gibi kullanarak yemek yiyorlar.

Buradan Hadramut vadisini geçerek Åžibam’a gidiyoruz. Hadramut vadisi 160 km uzunluÄŸunda zaman zaman daralan zaman zaman geniÅŸleyen kervanların geçiÅŸ yolu. Hadramut, Yemen'in kuzeyindeki en geniÅŸ vadi olarak biliniyor. Birçok kabilenin de yaÅŸadığı bu geniÅŸ vadide barınan Yemen nüfusu 200.000 kiÅŸi. Hadramutlular çok dürüst insanlar olarak biliniyor ve ilginç bir ÅŸekilde gat kullanımının en az olduÄŸu bölge.

Şibam, Hadramut bölgesinde çölün ortasında görkemli bir vaha. Yemen mimarisinin en çarpıcı örneklerini görmek mümkün. Burası, yüksek apartmanlarıyla baştan sona balçıktan yapılmış bir gökdelenler şehri.

Åžibam 3yy - 15 yy da baÅŸÅŸehirmiÅŸ. Yemen’in Mahattanı deniyor. 500 evde 7000 kiÅŸi yaşıyor. Evler 5-9 katlı. Çamur saman ve aÄŸaç dallarından yapılmış inÅŸaat harikası. Odalar küçük ,duvarlar kalın, tavanda ahÅŸap putreller var. Dağın yamacına yerleÅŸmiÅŸ olan Åžibam’da çatılar aynı hizada olacak ÅŸekilde yapılmış. En üst kat teras, alt kat hayvanlar için ve depo. Evlerin alt kısmı daha kalın giderek daha küçük biriketler kullanılıyor. Her evde bir aile oturuyor.iki ev arasında kadınlar ve yaÅŸlılar için geçit var. Pencereler, sabah güneÅŸin doÄŸusundaki, akÅŸamda batışındaki ışığı alacak ÅŸekilde yerleÅŸtirilmiÅŸ. Kurulan düzen sayesinde gecenin soÄŸuÄŸundan ve günün kavurucu sıcağından içerisi ustalıkla korunabiliyor.Üst katlar, alt katlara oranla daha büyük pencerelerle, pencere açıklıkları daha küçük olan alt katlar ise merdiven aralığından ve duvarların içine yapılmış kanallar yardımıyla havalandırılıyor. Mutfaklar üst kata yapılıyor ki koku eve yayılmasın diye. Unesco koruması altında kanalisazyon yapılmış, su getirilmiÅŸ. Kanalizasyon boruları evlerin dışından geçiyor.

Seyun hadramut bölgesini baÅŸÅŸehri. Al havla oteline yerleÅŸiyoruz. Ön taraf sahibinin eviymiÅŸ. 1967’de sosyalizm gelince kamulaÅŸtırılmış. Sahibi Suudi Arabistana kaçmış. 1991 de kamulaÅŸtırılan yerler sahiplerine geri verilince ilaveler yapıp otel haline getirilmiÅŸ. Güney Yemen 1967’de bağımsızlığını ilan ediyor ve 1979’da dünyadaki tek Sosyalist İslam Cumhuriyeti oluyor. O dönemde özelleÅŸtirmeler oluyor ve pekçok zengin yurt dışına gidiyor. Ancak 1990’da Kuzey ve Güney Yemen birleÅŸip Yemen Cumhuriyeti adını alıyorlar ve kamulaÅŸtırılan yerler sahiplerine geri veriliyor. AkÅŸam iki kadın bizim için dans gösterisi yapıyor.


Tarim bölgenin önemli yerleÅŸim merkezi. 365 tane cami var. 1972’de kurulan kütüphanede 15 bin islam eseri var. İbni Sina’nın da eserleri olan kütüphanede üçbin de el yazması var. Yemen’lilerin büyük bir kısma Åžafi. Åžeriat kuralları geçerli. Birden fazla evlilik, iki kadın ÅŸahit tek erkeÄŸe bedel ve üç defa boÅŸ ol deyince karısını boÅŸayabiliyor. Kadın ancak adam iktidarsızsa ya da karısına bakamıyorsa boÅŸanabiliyor tabii bir de bunu ispat etmesi ve ailesine kabul ettirmesi gerek. Dini nikahı resmi imam kıyıyor ve devlet tasdik ediyor. Son zamanlarda büyük ÅŸehirlerde boÅŸanmalar oluyormuÅŸ. Evlilikler ailenin onayı ile ayarlanıyor. Kapalı giyinmek İran’daki gibi kanunla düzenlenmiÅŸ deÄŸil ama gelenekler o kadar güçlü ki kanuna gerek kalmadan herkes kapanıyor. Türkiye’nin Yemen elçisi bir kadın. Türkiye’de başını açsa da Yemen’de aileme saygıdan kaptıyorum diyor. Camiye gitmek zorunlu deÄŸil ve din polisi yok. Ama burada da gelenekler kanunlardan daha güçlü.

Ertesi gün hadramut vadisinin en önemli bölgesi olan Duvan Vadisine gidiyoruz. Al Hacarin Bir tepenin üzerine çamurdan evlerle inşa edilmiş küçük bir kasaba.Yollar arnavut kaldırımı. Etrafımızda devamlı bir yığın yalınayaklı erkek çocuklar dolaşıyor. Aile başına düşen ortalama çocuk sayısının 6.97 olduğu düşünülürse bu çok normal. Suret suret diyorlar. Bir süre sonra anlıyoruz ki fotograları çekilsin istiyorlar. Kızlar mahçup genellikle başları örtülü, fotoğrafları çekilsin istemiyor ve uzaktan mahçup bakıyorlar. Daha o yaştan yerlerini biliyorlar.

Hadramut vadisinin sonunda Güney yemenin sahilindeki Mukalla şehrine varıyoruz. Eski şehri geziyoruz. Buzdolabı niyetine evin kuzey tarafına etrafı açık bir çıkıntı yapıyorlar ve en sıcak havada bile et üç gün dayanabiliyor. Deniz kıyısındaki şehirlerde perdelerle kapatılmış balkonlar görüyoruz. Yemende deniz kıyıları hariç balkonlu ev olmadığı gibi pencereler de ya perdeyle kapalı ya da yansıyan camlarla. Üst tarafı ise renkli camlarla süslenmiş ve etrafında beyaz kireçle yapılmış süsler var. Hem böceklerden koruyan hem de dışarıdan çok güzel bir görüntü veren dekorasyon bunlar.


Çarşı inanılmaz renkli. Saat dörtten sonra açılıyor. Biz de o saatte gittiğimiz için etraf siyah çarşaflar içinde kadınlarla dolu. Heryerleri kapalı .bazılarını ellerinde eldiven bile var. Ancak bazılarının yalınayak olması ilginç. Ancak o kara çarşafların altında ne kadar renkli bir dünya olduğunu çarşıda satılan kıyafetlerden ,rengarenk cümbüşünden anlayabilirsiniz.

Mukalla’dan Aden’e deniz kıyısından gidiyoruz. Manzara inanılmaz güzel. Beyaz kum tepeleri, yeÅŸil kaya daÄŸları ve siyah volkanik lavlardan oluÅŸan bir renk cümbüşü. Buralar bakır kaynağıymış. Deniz kıyısında bir tatil yerinde duruyoruz .Balıkçılardan baÅŸka kimseyi göremiyoruz . Aden mukalla arası 500km ama 10 saatte sürdü. 15-20 km de bir kontrol noktası ve koruma ekibi deÄŸiÅŸiyor.Yol çok güzel fazla trafik yok. Şöforler çok hızlı gidiyor. Sollama kurallarına uyan yok.Bereket konvoy halinde gidildiÄŸi için öndeki arabanın hızı ayarlanınca mesele kalmıyor.

Yemen’in en güneyi olan Aden’e varıyoruz. Volkanik patlamalar sonucu son derece korunaklı olan ÅŸehre Aden kapısı denen iki daÄŸ arasında geçitten girilebiliyor. Aden limanı Yemen açısından çok önemli. Denizcilik bakımından da dünyanın en iÅŸlek limanlarından. İngilizler ve Osmanlı bu limanı elde tutmaya çok önem vermiÅŸler.


Aden’e su getiren At-Tawila sarnıçları kat kat sarnıçtan meydana geliyor. 18 sarnıç 42 milyon m3 su biriktirebiliyor. Sellere mani olmak için ve su deposu olarak yapılmış. Efsaneye göre Aden Nuh’un gemisinin inÅŸa edildiÄŸi liman .Åžair Rimbaud paristen ayrılıp 1880 -91 e kadar Aden‘de yaÅŸamış.
1994’de ki iç savaÅŸ Adenliler için felaket olmuÅŸ. İki aylık kuÅŸatma ve suyun kesilmesiyle Aden teslim olmak zorunda kalıyor. Kuzey Yemen Aden’e girince bira fabrikasını bombalıyor,alkol satan dükkanlar ve lokantalar ,oteller talan ediliyor,eÄŸitime ve kadın haklarına önem veren Güney Yemen’de kadınlar kapanmaya zorlanıyor.

Aden’in tepesinde zerdüştlere ait Sessizler kulesine çıkınca tepeden tüm Adeni seyredebilirsiniz. Zerdüştler tapınaklarının ortasında ateÅŸ yakıyor ve akbabalar yesin diye ölülerini etrafına koyuyorlar

Deniz kıyısında parklar ve kafeler de kalabalıklar keyif yapıyor. Hava sıcak çarşaflarıyla denize giren kadınlar görmek zor değil.


Aden’deki 5 yıldızlı Shareton otelinde Sevgililer partisi yemeÄŸine iniyoruz. Bizden baÅŸka kimse yok. Dansöz ve abuk giyimli bir kadın ÅŸarkı söylüyor. Boyalı saçlar, pullu bir kot. Bir ara çarÅŸaflı bir kadın da dansa kalkıyor.YeÅŸil sarı kırmızı ışıklar yanıp sönüyor . ÇarÅŸaflı kadın dansözün kafasından aÅŸağı bir yığın para atıyor. Usul o herhalde. Bizimkiler de bizim usul para takıyor.

Otelin Bahçesinde 4 genç kıza rastlıyorum. Yüzleri açık. Sanaa’ dan gelmiÅŸler. Aden de açıyorlarmış. Çantalarında peçeleri var. Yüzlerini kapatmaları için aileleri baskı yapıyormuÅŸ. Erkekler çok kötü diyorlar. Tv kanallarını izliyorlarmış . Kızın biri özel ingilizce dersi alıyormuÅŸ.

İki yüksek daÄŸ arasında kurulu olan Taiz Yemen’in en eski ,en zengin ve en modern kentlerinden biri. Bab-ı Musa ve bab al Kabir isimli iki kapı arasındaki surlarla çevrili bölgede çarşısı var. Her türlü alışveriÅŸinizi yapacağınız inanılmaz güzel bir çarşı. Her çeÅŸit sebze ,meyve ,gat,kurutulmuÅŸ balık, incik boncuk ne ararsan var. Pazarda baÅŸka yerlerde görmediÄŸimiz kadın satıcılar renkli örtülerle örtünmüş. Siyah çarÅŸaftan baÅŸka bir kıyafet görmek bile insana hoÅŸ geliyor. Yemen’deki en kaliteli gat burada bulunurmuÅŸ. Tarihi bakımdan çok eski olduÄŸu için pekçok güzel eser var .1175 de Eyyubi kralı Turhan Åžah burada yaÅŸmaya karar veriyor daha sonra da Resulilerin baÅŸÅŸehri oluyor ve camiler , hamamlar,saraylar,surlar yapılıyor, ÅŸehre su getiriliyor ve ticaret merkezi oluyor.


Resulilerden sonra Taiz’ in karanlık dönemi baÅŸlar. 1948 den sonra tekrar baÅŸÅŸehir oluyor. Özgür yemenliler diye Aden kaynaklı bir örgüt imamlık yönetimine isyan eder. Ve İmam Yahya’yı öldürüp kendi seçtikleri bir imam olan Abdullah Alwazir’i imam seçerler. Ancak Suudilerin desteÄŸi ile Yahyanın oÄŸlu İmam Ahmed isyancıları bastırıp imamlığını ilan eder. Taiz’i Yemenin baÅŸÅŸehri ilan edip orada oturur. Sarayı bugünlerde müze olarak restore ediliyor . 1948 -1961 İmam Ahmet döneminde çok geliÅŸiyor. 1970 e kadar pekçok elçilik burada kalıyor. İmam Ahmed tam bir diktatör. Bütün vizelere hatta uçakların kalkışlarına bile karışıyor.

Yemenliler içki içmeselerde otellerde bira,ÅŸarap satışları var ama fiatları çok yüksek. Beraberimizde getirdiÄŸimiz içkileri yemeklerde içebiliyoruz. Bir tek Taiz’deki Sofitel otelde garsonlar otel sahibi istemediÄŸi için izin vermiyorlar.

Moka adlı kahvenin adını aldığı Al Makka ÅŸehri eskiden çok önemli bir kahve ihraç limanıymış . Ancak İngilizler 17. yy başında Aden’i iÅŸgal edince önemini yitiriyor.

Kahvenin HabeÅŸistan dan geldiÄŸi söylense de ticari bir meta haline gelmesi Yemenliler sayesinde oluyor. Kahvenin Avrupada aranan bir içecek olmasıyla Yemen bu talebi karşılayamaz oluyor. Daha sonra kahve Yemen‘den kaçırılacak Srilanka ve Java da üretilmeye baÅŸlanıyor. Zamanla gat üretimi kahvenin yerini alıyor. Kahvenin tekrar eski önemini kazanması için çalışmalar yapılıyorsa da pek baÅŸarılı olamıyor.,


Limanı gezdikten sonra UNESCO’nun Dünya Mirası listesinde olan Zabid’e varıyoruz. Zabid koruma altına alınmış ama maddi bir destek yok. Zabid’in her tarafı cami.Her on eve bir cami düşüyor, seksen tane kuran kursu var. Ulucami Muhammed zamanında yapılmış 360 sutundan oluÅŸuyor. Erkekler için kuran kursu var. Benim açımdan Yemen’de en keyifli olaylardan biri Zabid ‘deki kadınlar kooperatifiydi. Yüksek tavanlı büyük, tertemiz bir bina. GeldiÄŸimiz duyan kadınlar çarÅŸafları içinde koÅŸarak geliyorlar. KumaÅŸ dokuyorlar,sepet örüyorlar,iÅŸ iÅŸliyor ve bunları satıyorlar. Ben Fatma’nın yaptığı küçük bir sepeti alıyorum ve ilk defa bir Yemenli kadın, Fatma, sürmesiz gözleri ve çarÅŸafıyla bize cesurca poz veriyor. Binbir gece masallarının çekildiÄŸi evin bahçesinde kuran kursu gören çocuklara rastlıyorum. FotoÄŸraf çekmek isteyince küçük kızlar yüzlerini kapatıyor., Zabid kalesi, müze, imam sarayı, hamam, beyaz kufi yazılarla süslü cami gezdiÄŸimiz yerler arasında. Yolda peÅŸimize takılan ingilizce bilen Mustafa ile konuÅŸuyorum. Evlenmek için baÅŸlık parası gerektiÄŸini söylüyor. BaÅŸlık parası Yemen ÅŸartlarına göre yüksek bir para. Bir milyon riyal civarında. Dörte bir düğün için , dörte biri yeni evin masrafları için geri kalan geline kalıyor. Gelin de bu parayı kolay kolay eÅŸine vermiyor bir nevi hayat garantisi olarak saklıyor.İslama göre dört evlilik serbest olduÄŸu halde Yemenliler genelde tek eÅŸli. BaÅŸlık parasından dolayı sanıyorum. Ayrıca Mustafa kızlarla tanışmak için bir yol bulmuÅŸ. Kızları tenha bir yere çağırıyormuÅŸ ve güzelsen yüzünü aç diyormuÅŸ. Her kısıtlamanın bir kolayı bulunuyor.

Genelde evlilikler aile içinde karara bağlanıyor. Bazı büyük şehirlerde ailesinin bilgisi dahilinde arkadaşlık edebiliyorlar.

Zabid üniversitesi İslam ilmi açısından çok önemli.



Zabid’den çıkıp yeÅŸillikler içindeki Tihama vadisini geçiyoruz. Burada evler sazlardan yapılmış ve çoban kadınlar siyah çarÅŸaflarının üzerine sazdan sivri uzun küllahlar giyiyorlar. Yasak olmasına raÄŸmen bu bölgede kadın sünneti yapılıyormuÅŸ.

Hudayda Yemen’in önemli limanlarından ve dünyaca ünlü balık pazarının olduÄŸu ÅŸehir.Sabahları balık halinde mezat oluyor. Renk renk boyanmış kayıklar limanda. Zaten Yemen’de kapılar, pencereler, kamyonetler, tahta arabalar hepsi renk renk boyalı.Balık pazarında çeÅŸit çeÅŸit balıklar var. Köpek balığından en küçük balığa kadar. Hudayda da Türklerden kalan evler var.Çarşısı çok zengin. Naylon torba içinde piÅŸmiÅŸ mercimek ve nohut satıyorlar. Öğlen yemeÄŸini deniz kıyısında yiyoruz. Artan yemeklerimizi istemek için bir kadın ve iki küçük çocuk geliyor. İçimiz parçalanıyor. Bütün fakirliklerine raÄŸmen orada unutulan para dolu çantayı lokantaya bırakıyorlar.

Manakha daÄŸların tepelerine kurulmuÅŸ tipik bir yemen kasabası. Yol üzerinde bütün daÄŸlar teraslı gat, kahve ve mango aÄŸaçları var. Manakha’ya yakın 1700 yılından kalma Haccara’nın bir yamaca kurulmuÅŸ toprak evleri, süslü pencereleriyle büyülü bir manzarası var. Her taraf küçük dükkan; birÅŸeyler satılıyor; kolunuzdan tutup çekiyorlar. ‘Make me happy. look at my shop’ standard cümle. Burası türklerin önemli bir istihkam merkeziymiÅŸ. Zaten Yemen’deki kalelerin büyük bir kısmı Türkler tarafından savunma amacıyla yapılmış.


Manakha da ki tek hostelde iki odaya bir tuvalet düşüyor. Rehberimiz hepimize çarşaf dağıtıyor ama odalar ve çarşaflar temiz. Akşam yemeğini büyük bir salonda diğer turistlerle birlikte yiyoruz. Ayakkabılarımız çıkarıp yer soframızda yerimizi alıyoruz. Ortaya menemen, fasulye ,bamya , et, pide, patates kızartması, ballı ekmek ve meyvadan oluşan tabaklar konuyor.
Bir süre sonra ut ve ritim eşliğinde müzik başlıyor. Cembiyelerle kılıç kalkan oyunlarına benzer halk oyunlarından bir gösteri sunuluyor. Bizim şöferler de kalkıp oynuyorlar. Ayrıca daha sonra bizleri de kaldırıp oynatıyorlar.Tabi cembiyesiz kadın oyunları bunlar. İsteyen alkolsüz bira içiyor. Yemen kültürünün bir diğer karakteristik özelliği de cenbiye. Hemen hemen her erkeğin belinde asılı duran bu kama, Yemen'de bir numaralı erkeklik göstergesi. Sünnet olduklarında bellerine takılan bu kamayı, erkekler tüm yaşamları boyunca taşıyorlar. Erkeklerin bu vazgeçilmez aksesuvarı, bir kez kınından çıkarıldı mı, geleneğe göre mutlaka kana bulanması gerekiyor. O yüzden en ateşli kavgalar sırasında bile cenbiye kullanılmamaya çalışıyor. Yemen'de her iki erkekten birinde, mutlaka tam otomatik ya da makineli tüfek var.

Habbab tur programlarında pek olmayan ama gezilmesi gereken bir yer. 3.yy da karavan yolu üzerinde bir durak olarak kuruluyor. Daracak sokakları, hala kandil islerinin göründüğü abbaraları, antik taşlar kullarak yapılmış evleri ile ortaçağdan kalma bir ortama giriyorsunuz. Elektrik 1985 yılında gelmiş ,su borusu da döşenmiş ama kireçlendiği için kullanamıyor. Köylüler yine çok eskiden kalma sarnıçları kullanmaya başlamışlar. İki sarnıç var birini hayvanlar , diğerini insanlar kullanıyor.
Yemen evlerinin sızdırmazlığı gudad denen bir nevi alçıyla sağlanıyor. Çatılar,evlerin içleri,sarnıçlar,banyolar ve kanallarda bununla sızdırmazlık sağlanıyor. Gudad yapımında kireç iki hafta devamlı karıştırılarak söndürülüyor sonra da etraftaki ince kum ya da volkanik küllerle karıştırılıyor. Sürüleceği zeminin çok temiz olması gerekiyor ve iç duvarlara 5-10 cm kalınlığında sürülürken çatılara 15 cm kalınlığında sürülerek sızdırmazlık sağlanıyor. Daha sonra bir ay süresinde sık sık çakıl taşlarla zımparalanarak mermer gibi oluyor. Gudad usulüne uygun yapılırsa yıllarca dayanıyor Habbab daki sarnıçlarda bu usul yapıldığı için 3yy beri kullanılıyor.

Eski Sana herhalde görülebilecek en güzel yerlerden biri. Binbirgece masallarını andıran surlar içinde,toprak rengi ve beyazın olağanüstü bir ahengiyle bezenmiş bir şehir. Her yerden minareler yükseliyor. Çarşı bölge,bölge ayrılmış. Altıncılar, cembiyeciler,kumaşcılar vs. Meydan ise kalabalık. Satıcılar, kahveler, insanlar. Saatlerce keyifle dolaşabileceğiniz bir mekan.


SANA MEYDANI
Osmanlılar zamanında hastahane olan bir bina güzel düzenlenmiÅŸ bir müzeye dönüştürülmüş. Erkek heykellerin cinsel organları kapatılmış. TV’ye röportaj yapan bir genç kız beni yakalıyor. Başı pembe bir örtüyle kapalı. Bu az görülen bir manzara. Ben bu arada grubu kaybediyorum. Müzenin kapısında ÅŸaÅŸkınlığımı gören herkes bana yardıma geliyor. Turist polisi otele götüreyim diyor. Ancak ben nasılsa beni bulurlar diye orada beklemeyi tercih ediyorum. O arada bana ikram izzet halindeler. Kendimi prensesler gibi hissediyorum.

Mumyaların sergilendiği Sosyal Bilimler fakültesini ziyaret ediyoruz. Güzel sanatlar, İngilizce ve Arkeoloji eğitimleri veriliyor. Bahçedeki kızların bazıları renkli eşarplarla başlarını örtmüşler. En ilginci de kapının önünde bir panoya kayıp pasolar asılmış , kız öğrencilerin yüzleri kağıtla kapatılmış. Arkeolji bölümünde beş kadın öğretim görevlisi var. Erkek ve kız öğrenciler aynı sınıfta ama ayrı sıralarda oturuyorlar. Okuma yazma oranının çok düşük olduğu ülkede (1990 verilerine göre toplam nüfusta:%38, erkekler: %53 ,kadınlar: %26) üniversitede okuyan kızları görmek beni mutlu ediyor. 20 sene önce kızlar ancak 7 yaşına kadar okula gönderiliyormuş.

Osmanlı Devleti'nin Yemen üzerindeki hâkimiyetinin son bulduÄŸu tarihte Zeydilerin dini lideri olan İmam Yahya 24 Åžubat 1924'te kendisini Yemen kralı ilan ediyor. Onun yönetimi 14 Åžubat 1948'de öldürülmesine kadar sürüyor. Yemen’in sembolü haline gelen yazlık sarayı 1930larda Dahr vadisinde 20 metre yüksekliÄŸinde bir kayanın üzerine inÅŸa edilmiÅŸ. Dışardan görselliÄŸi ne kadar olaÄŸanüstüyse içeriden de Dahr vadisine bakmak o kadar keyifli. Bahçede genç kızlarla arkadaÅŸlık ediyoruz. Yüzlerini göstermiyorlar ama ellerindeki kına desenini çekmeme birÅŸey demiyorlar.


İMAM YAHYANIN YAZLIK SARAYI
İnsana hüzün veren bu büyülü ülkeyi gezmeyi herkese tavsiye ederim.



FotoÄŸraflar


[Fotoğrafı büyültmek için üzerine tıklayın.

3361


YORUMLAR

Bu yazı için henüz yorum yazılmamıştır.




© Ekim 2015, NergizOvacik.com